01 Ekim 2016

Taziye Mesajları


Nur İçinde Yat

Dün Teşvikiye'den uğurladığımız Prof. Dr. İbrahim Kavrakoğlu, 90'lı yıllarda toplam kalite ile özdeşleşen bir isimdi. Robert Kolej Mühendislik Mektebi'nden Stanford ve Berkeley Üniversitelerinde hocalığa dek uzanan parlak ve aydınlık bir kariyer… Seminerleri, danışmanlıkları ve iş süreçlerinin toplam kalite yönetiminde getirdiği yenilikler sayesinde endüstrimize değer oluşturan biri oldu Rahmetli İbrahim Kavrakoğlu. Bugün toplam kaliteyi pek çok şirketimiz uyguluyor. Ancak bana göre yeniden gündeme gelmesi gereken bir ihtiyaç… Değer üretmeyen süreçleri hayatımızdan çıkarmamız gerek. İş, ilişki, iletişim ve daha önce var olmayan bilgi süreçlerini, her kurum, firma hatta kendimiz için yeni baştan tasarlamalıyız. İnsan, prangaları kadar ağır, kanatları kadar hafiftir. İbrahim Bey bize prangalarımızdan, kalitesizliğimizden kurtulmayı öğretmişti. Zıplayarak büyüme iddiamız varsa öğrettiklerini hatırlamalıyız.

Nur içinde yat bilge adam.

Şeref Oğuz, sabah.com.tr/yazarlar/oguz/2016/10/02/toplam-kalite-ihtiyaci


“Do the simple things first.
The complex ones will take care of themselves.”
Ibrahim Kavrakoglu


Bu büyük insanın kaybını telafi için dünyada bilimin dev bir üniversite kurması gerek.

Bilgehan Tomruk <bilgehan at tomruk.com>


Vizyoner hocamız Kavrakoğlu’nun hatırası, yetiştirdiği öğrencileri ve yazdığı kitaplarla kendi hayatını da aşarak devam edecek. Kendisini sevgi ve saygı ile anıyorum.

Yılmaz Argüden <yarguden at arge.com>


MBA ve yükseklisans eğitimlerinin akademik eğitimden ziyade prestij olarak tercih edildiği bir dönemde, bu bakış açısından uzak geliştirilen Kavrakoğlu bünyesindeki uzaktan eğitim ile tanıştığım Kavrakoğlu Enstitüsü ve değerli kurucusunu minnetle anmak isterim. Bu eğitim sayesinde uluslararası standartta niteliklerle donandım. Türkiye'de bu nitelikte insan-lider yetiştirebilmenin önemini kavramış ve bu girişimciliğe ön ayak olmuş sayın Kavrakoğlu'nun hatırasını saygıyla ve minnetle anar, sevdiklerine sabırlar dilerim ...

Abdullah Titiz <abdullahtitiz at hotmail.com>


Rahmetli Kavrakoğlu ile olan sohbetlerimizde genelde onu dinlerdim ve sohbetin hiç sonlanmamasını isterdim, sabaha kadar konuşsa asla dinlemekten bıkmadığım bir arkadaşımdı. Allah rahmet eylesin. Türkiye'nin bu değerlere çok ihtiyacı olduğu bir dönemi yaşıyoruz.

Nihat Kiray <kiray at kiray.com.tr>


İbrahim was a very dear friend, who I used to visit regularly in İstanbul, and he also stayed in my (then) home in Arizona USA. Since his illness it has been difficult to maintain contact, but he does hold a special place in the memories of both my family and I.

With my deepest sympathy to his family…

Keith Niblett <niblett at broad.msu.edu>


Dostum. Ne çok şey paylaştık seninle.
Nikah şahidin oldum. Keşke gitmene şahit olmasaydım.
Dost, iyi niyetli, sakin oluşunla seni hep anacak ve özleyeceğim.


Güniz Tamer <guniztamer at gmail>


Sevgili kuzenim, ağabeyim, babamın medar-ı iftiharı... Seninle geçirdiğimiz her an bizim için bir okuldu ama keyifle, zevkle gidilen bir okul. Bazı ilişkiler vardır hep bir arada değilsinizdir ama orada olduğunu bilirsiniz varlığı sizin için güç kaynağıdır, sırtınızı dayandığınız çınardır. İşte ben bu gücü kaybettim. Varlığını yaşamak bizim için lükstü, yokluğuna alışmak oldukça zor... Muhtemelen "tatlım" sözünü her duyduğumda burnumun direğinin sızlaması o yüzden... Gittiğin diğer alemdeki sevdiklerini çok mutlu ettiğinden eminim nur içinde yat canım.

Zeynep Kavrakoğlu <ucuncuzeynep at hotmail.com>


Düşünceleri, sözleri, satırları, kitapları...
Dolu dolu bir isim, bir sürü iz bıraktı...
Mekanı cennet olsun.


Yasemin Erensal <yerensal at gmail>


Çok değerli dostum, saygıdeğer meslektaşım Profesör Dr. İbrahim Kavrakoğlu’nu kaybetmiş olmanın büyük üzüntüsü içindeyim. Türkiye çok büyük bir bilim adamını ve yeri doldurulamayacak bir eğitimcisini kaybetmiştir. Geride bu kadar değerli eser bırakmak ve öğrencileri tarafından bu kadar gururla ve sevgiyle anılmak çok az insana nasip olabilmektedir.

İbrahim’i kendisiyle şahsen tanışmadan önce üniversite öğrencilik yıllarında, dört kişilik yatakhane odasını üç mühendis arkadaşla paylaşmanın verdiği avantajla, gıyaben tanımıştım. Arkadaşlarım her zaman kendisinden övgüyle ve hayranlıkla bahsederlerdi. Mezuniyetimden yaklaşık 10 sene kadar sonra şahsen tanışma fırsatımız olmuştu. Takip eden yıllarda, fiziki olarak uzakta olduğumuz zamanlar dahil, karşılıklı sevgi ve saygı üzerine kurulmuş ilişkimiz aynı biçimde devam etti.

Ortak makale ve kitap çalışmaları tamamen onun inisiyatifiyle ve gayretiyle gerçekleşmiştir. Bir problemi ve gerekli çözümü bütün bir sistem sorunu olarak görmek ve ona yönelik pratik çözüm üretmeyi başarma özelliklerini bu çalışmalarımız zamanında gözledim. Bu yayınlar ve bilgilendirmeler nedeniyle kendisine teşekkür borçlu olanlar listesine ben de girmekteyim. Birlikte çalışmanın zevkini ve onurunu yaşamış olduğum için kendimi çok şanslı hissetmekteyim. Aramızdan ayrılış haberini aldıktan sonra gözümüzün önünden film şeridi gibi geçen anılarımız derin üzüntümüzü buruk bir gülümsemeye dönüştürmüştür. Nur içinde yat, sevgili kardeşim.

Süleyman Özmucur <ozm3 at hotmail>


Dayıma:

Dayımı tanımamış ve nasıl birisi olduğunu da bilmeyen bir tanıdık sadece gazetede yayınlanmış ölüm ilanına göre, "Dayın çok da değerli birisiymiş." diye bir yorumda bulunmuştu. Üzüntünün verdiği zihin bulanıklığıyla o sırada cümlenin içerdiği anlamları düşünmemiştim… Şimdi ise aklıma, "değer" kavramının ölçülmesinde ilanın ebatları mı yoksa profesörlük unvanı mı daha etkili gibi bir soru ister istemez elimde olmadan geliyor. Konu dayım olunca, cevaptan ziyade bu kavramın neyi içerdiğini düşünmek ve dolayısıyla da dayımın bende bıraktığı izleri anımsamak geldi içimden…

Ayrımcılığın ve sınıflandırmanın gölgesinde yok olmaya yüz tutmuş olan merhamet duygusu, dayımın en büyük faziletidir. Vicdanına uygun olmayan hiçbir davranışın içine girmemesi de… Kınamayı, hor görmeyi bilmemesi de… Sevgi ve şefkati sesinin tonuna kadar yedirebilmesi de… Bütün ailesine kol kanat gerip, her türlü probleme göğüs germesi de… Varsın binlerce öğrencisi olmasın, bilmem kaç tane basılmış kitabı ve yayınlanmış makaleleri de… Rekorlar kitabına da girmemiş olsun. Ülkesine ve insanlığa fayda sağlamak için kendinden de vazgeçmemiş olsun… Ama o, bu dünyada en zor olanı başardı. Değerli olmanın ilk önce insan olmaktan geçtiğini onu tanıyan herkese göstererek…

Hayal Taşpınar <hayaltr at outlook.com>


Sevgili Dayım, Sevgili Hocam ve Sevgili Patronum...

Bu satırları yazmak çok zor oldu benim için. Galiba çok uzun bir zaman kabul edemedim artık aramızdan ayrıldığını. Tıpkı o çok uzun süre tedavi gördüğün zamanlarda da artık eskisi gibi olamayacağını kabul edemediğim gibi. Bundan sonra o birlikte çok keyifli zaman geçirdiğimiz golfe, tenise ya da kayağa gidemeyeceğimizi; “Kız hazırsan toparlan gelip seni alıyorum.” diye telefon açamayacağını; her seferinde yeni bir heyecanla paylaştığın yeni projelerden artık bahsedemeyeceğini; çok sevgili Füsun Abla ve Feride’ciğimle hep birlikte çıktığımız son derece keyifli seyahat programlarına artık birlikte gidemeyeceğimizi ve bütün bunlara ilave olarak artık hayatımda sonsuz güvenebileceğim, fikir ve yönlendirmeleriyle bana destek olan, tüm hayatımın akışını yönlendiren en önemli kişiyi artık kaybettiğimi...

Acımız ve kaybımız çok büyük ama yine de bu kadar değerli bir insanın yeğeni, öğrencisi ve iş arkadaşı olmak hayatımdaki en mutlu ve şanslı olaylardan biriydi.

Nurlar içinde yat sevgili “İbo Dayı”.

Melike Mermercioğlu <mmermercioglu at ku.edu.tr>


Değerli Hocamızı Saygı ve Sevgiyle Hatırlıyoruz....

Sevgili İbrahim Hocamızla ilgili, öğrencisi, asistanı, meslektaşı olarak o kadar çok anım var ki sadece birini anlatmak yerine onun benim üzerindeki etkisi ve katkısını anlatmak istedim. O, yaratıcı, yenilikçi, cesur fikirlerin ve projelerin savunucusu idi. Onu sadece enerji çalışmaları ile değil, asistanlığını yaptığım “Mühendislik Ekonomisi” derslerindeki çarpıcı örneklemeleri, sanayi-üniversite ilişkilerini geliştirme konusunda hem sanayi hem üniversite tarafında verdiği mücadelesi, uzaktan eğitime verdiği önem ve MooC konusunda yıllar önce geliştirmiş olduğu modelleri ile hep hatırlayacağız. Ancak benim için en önemli özelliği, doğru olduğuna inandığı her konuyu bıkmadan usanmadan savunma azmi idi. Kendisinde yakından yaşamış olduğum, inandıklarımızı hayata geçirebilmek için sorumluluk üstlenmemiz gerektiği inanışı, benim yıllar içinde üniversitede yöneticilik görevlerini üstlenmemde çok etkin oldu.

Gülay Barbarosoğlu <barbaros at boun.edu.tr,>


Sevgili İbrahim Hocam, sizinle yıllar sonra İş Bankası projeleri için aynı masanın etrafında oturmak, birlikte çalışabilmek ne büyük gurur olmuştu. Her zaman sevgi ve saygı ile anacağım.

Gülseli Zeren Karadere <GULSELI at tr.ibm.com>


İş dünyasındaki uygulamalarda tecrübesi olan sevgili hocamız Endüstri Mühendisliği Bölümümüzün ilk hocalarındandı. Tam bir İstanbul beyefendisiydi. Daha sonra iş nedeniyle de bir araya geldik. Hiç yaşlanmadı. Özlüyoruz.

Meral İnci Zaim <merzaim at inciholding.com>




2 yorum:

  1. Buraya gireceğiniz taziye mesajları otomatik olarak yayınlanır

    İlk sayfaya girilen anılar editör tarafından kitaba eklenir

    Değerli katkılarnız için teşekkür ederiz

    YanıtlaSil
  2. İbrahim Hoca'ya ben Boğaziçi Endüstri'de okurken yetişemedim, ama adını yaptıklarını hep duydum. Ancak Eczacıbaşı Grubuna başladıktan sonra, Vitra ve Artema'nın toplam kalite yolculuğunda onu izleme şansım oldu. Değişime yön verme, etkileme ve yön çizme yönündeki yetkinliği beni çok etkiledi. Kuruluşlarımızda bugün geldiğimiz kalite, kalite yönetimi ve süreç yönetimi konusunda katkılarının çok yüksek olduğunu düşünüyorum.

    Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın.

    Atalay Gumrah IE 91

    YanıtlaSil